- mutfak insanların canını yakmak için pusuda bekler! arkadaşlarımdan kötülük gelir! şeker, tadı için değil dişleri çürütmek için icat edilmiştir! ödül almam için beni sevmeleri yetmiyor! ben sakarım! neyi ellesem kırarım. ben ellerimi sabunlamaktan acizim! ...
Tekerlemeyi Çocuk mu Uydurur ?
Ayşenur Yazıcı ·
· 5 dk okuma· 174 okunma
Çikolata tatlı, dilimde kahkaha attırıyor: cici çikolata.
Sobaya dokununca elim acıyor: pis soba!
Bebekler doğduğunda beyinlerinde hiçbir önyargı yoktur çünkü deneyim depoları boştur.
Mukayese etmeyi düşe kalka öğrenirler.
Onlara neşeli gelen her olgu "iyi", canlarını yakan yahut bir hareketini kısıtlayan her şey "kötü" olarak beynin stok bölümüne kaydedilir...
Sonra, "iyiler" bir klasöre, "kötüler" başka klasöre atılıp, yıllar geçtikçe kendi genel yargılarını bu kayıtları kullanarak oluştururlar:
• Musti amcanın çok parası var ama musti amca kötü. o zaman çok parası olan insan kötü oluyor!
(Bu, zamanla para kötülük getirir şekline dönüşüp klasöre atılır. "aman çok param olacağına huzurum olsun" kalıbına sokulur ve tanıdıklara yayılır... oysa her parası olan kötü değildir. )
• Sevgi çok güzel bir kız. sevgi aynı zamanda aptal!
(Güzel kızların hepsi aptaldır yargısı depoya atıldı bile. oysa akıllı nice afetlerle karşılaşacaktır. )
Bir diğer öğrenme ve kayıt işlemi de ebeveynlerin "söyledikleri cümleler" ile oluşur.
Çocuğun yaralanmadan, sakatlanmadan hayatta kalabilmeleri için (!) asal öğütler verirler:
* mutfağa gelme üzerine yağ devrilir!
* müzeyyen kötü bir kadın, çocuğuyla oynamana izin vermiyorum!
* şeker yeme dişlerin dökülür!
* sınıfını geçmezsen bisiklet yok
* dondurma almam! boğazın şişer...
* elleme sen, kırarsın!
* ver ellerini sabunlu bezle sileyim! ortalığı su içinde bırakırsın sen!
Kafada bilgi şeritleri oluşuverir: