Merhaba Hanımlar, Web siteme Google'da arama yaparken gelenlerin hangi soruyu sorarak güzellik sayfama geldiklerini görüyorum. Bazen "keşke mailini bilsem de cevabı yollasam" dediklerim de oluyor. Bu sebeple bu sayfaya, sizlerin google amcaya sorduğunuz soruları yazarak cevaplarını da ekleyeceğim ki bir sonraki arayan trannnk diye cevabı bulsun.. :) Çünkü her sorunun elbet bir cevabı var ama bir de o sorunu yaratan faktör var. Onu da bilmeniz gerek diye düşündüm. Başlıyoruz: Yüzü parlak ve ışıl ışıl gösteren kremler hangileridir? Serumlar, hyalüronik asit, peptid, Q10,A/E vitaminİ,yeşil çay özleri, shea yağı,buğday yağı, gibi deriyi besleyen, yumuşatan, hücrelerin sağlıklı büyümelerini sağlayan içerikleri olan kremler. Bunlar derinin yenilenmesine yardım ederler. Zamanla cilt sağlıklı pırıl pırıl görünür. Uzmandan Not: Eğer sadece krem sürerek deri ışıldayacak sanıyorsanız aldanıyorsunuz! Sabah akşam güzelce temizlerseniz, güneşten korursanız bu kremler gayet güzel işe yarayacaktır.Tek bir kremle cilt iyileşmez. ( Eğer "parlak" derken, sedefli ve ışıkta parıldayan bir yapı kastediyorsanız highligher denilen inci tozu veya sedef içeren makyaj ürünlerini kullanabilirsiniz.)

Vitiligo veya lekeler ve derin izleri kapatmak için makyaj malzemesi var mı?

kryolan-dermacolor-mini-palette Var. Önce nemlendirici sürüyor,sonra derideki ton farkını kapatacak kapatıcıyı uyguluyorsunuz. Kamuflaj ürünleri olarak da adlandırılır. Kryolan , coverderm, Vichy dermablend markalarında renk seçenekleri var. Vücudun lekelerinde ve yüzünüzdeki kusurları kapatmada kullanılabilir. Uzmandan not: Renginizi seçerken "gün ışığında" uygulayarak seçin.Mağaza ışığı mavidir sizi yanıltır. Tam tonunu bulursanız kapatıcıyı yüzünüzde kimse fark etmez bile.

Yaşlanmış ayaklara ne yapılır?

shutterstock_402389203

Ayakların üzerindeki kalın deriyi ovalayarak çıkartan, hafif zımpara gibi etkisi olan peelinglerden haftada 2 kez (arındırıcı) yapın. Ve her gece  - evet her gece- uyumadan önce krem sürüp, pamuklu çorap giyip uyuyun. Bakın nasıl yumuş yumuş olacak...  Peelingi düzenli yaparsanız kalın tabaka gitgide incelecektir. Ama her peelingten sonra MUTLAKA bir yumuşatıcı krem de sürmelisiniz. Yoksa kuruma devam eder, peelingle attığınız kuru ve sert tabaka yeniden oluşur. Uzmandan not:  Peeling sonrası krem sürmeyi unutmayın.Hatta haftada 1 gün bolca vazelin sürüp, çorap giyip yatın.Kalan kalın tabakayı da peelingle çok kolay çıkacak hale getirirsiniz. Ayak peelingi evde nasıl yaparım derseniz : Bir çay bardağı toz şeker, yarım çay bardağı kaya tuzu yarım çay bardağı sıvı gliserin ve birkaç damla nane yağını karıştırın. Bu bulamaçla ayakları 2 dakika kadar ovun. Durulayın ama havluyla bastırmadan kurulayın.

  Paraben içermeyen kremler neler?

Paraben kozmetiğin küflenmemesi, çürümemesi için katılan bir koruyucu , çook ucuz bir madde. Bunu kullandığınız kavanozun arkasındaki etikete bakıp görebilirsiniz. İçeriğin yazmaması suçtur. Her tüpte ve kavanozda içerik vardır. Eğer kremi almadan önce paraben olup olmadığını araştırmak istiyorsanız:  İki tane bağımsız araştırma sitesi var ewg ve cosmeticanalysis bunlara tıklayın, aradığınız markanın adını yazın. Link size o markanın tüm ürünlerini, satır satır alt alta çıkaracaktır. Her kreme tıklayarak içindeki maddeleri görebilirsiniz. Parabenin birçok çeşidi var anlamasanız dahi maddenin sonundaki takıya bakın, uzantısı "paraben" ise parabenlidir. Etilparaben, Metilparaben,Butilparaben,Propilparaben vs) Önemli not: http://www.cosdna.com/  <= (Bu site artık inanılırlığını yitirdi. Çünkü bazı markaların kremlerindeki zararlı olduğu belli kimyasallara "sarı" işaret vermiş. Hiç bir sakıncası olmayan bazı maddeleri de sarı işaretlemiş!! Bu siteye Çinlilerin eline geçtiğinden beri artık güvenmiyorum) Not: Nedense herkes parabene takmış durumda! Oysa paraben kadar zararlı hatta beter etkileri olan bir çok kimyasal var ve bu şampuanları kremleri yağları çocuklarınıza da sürüyorsunuz. Paraben konusu çok sık gündeme geldiği içindir herhalde..Daha çok adı geçiyor ve tanınıyor diye. Lütfen "Krem içeriğinden anlamam ama zararsız olsun diyenler" başlıklı makaleme de göz atınız

Ozon yağı karma ciltte yağlanma yapar mı?

Yapmaz. Ozon 3 Oksijen molekülünün birbirine tutunmuş hali...Oksijenin değdiği her yer daha çok nefes alır, daha iyi işlev görmeye başlar, daha sağlıklı yapıya kavuşur. Karma cildin yağlıca olan bölgelerinde daha az yağlanmayı sağlar. Diğer bölgelerle sağlığı eşitler.

Eğer kokusundan rahatsız oluyorsanız ve "her gece sürüp yatınca eşim burnuna mandal takıyor" derseniz, 2 günde bir tüm yüze bolca yayın. (Gözlere aman kaçırmayın) 1 saat maske gibi bekletin ve kağıt mendille silin. Eğer siyah nokta yapmaya meyilli cildiniz varsa, toniğe batırılmış bir pamukla da yüzünüzü silin. Bio Peel ne işe yarar? Bitkilerin, hafif yakıcı ve soyucu özellikli olanlarının yüz derisine uygulanmasıyla üst katmanın soyulması, alttan yeni ve sağlıklı derinin gelmesi için yapılan bir işlemdir. (AHA) Meyve asitleri veya soyucu bitki ekstreleriyle yapılır. İster enstitüde ister evde daha hafif olanlarıyla bakımınızı soyma adlandırılan bu yöntemle yapabilirsiniz. Ama unutmayın, profesyonel bir yerde yapıldığında konsantrasyonu çok daha yüksek soyucular kullanılır. 

Bir saat kadar sürer. 4 seans yapılır. Cilt süt tonikle temizlenir. Buhara tutulur. Sulandırılan toz bitkiler yüze yayılırken 5-6 dakika hafifçe ovuşturulur, masaj yapılarak, derinin ölü hücre tabakasını zımparalar şekilde daireler çizilir.... Sonra ıslak süngerle temizlenir. Besleyici,yatıştırıcı ve onarıcı özellikli bir maske sürülüp 20 dakika bekletilir. Özel oksijenli kremi yüze sürülür. Hafif kızarıklık normaldir. 3-4 saate geçer. Cilt üzerinde yaptığı iyileştirici ve canlı etki 2-3 gün sonra daha net gözlemlenir. Küçük yara bere izleri, sivilce izleri, geniş gözenekler silinir, daha pürüzsüz bir yüzey oluşur. 4 seans genelde her hafta tekrarlanır ve 4 haftada biter ama estetisyenin cildinizin inceliği ve hassasiyetine göre 10 günde bir de seansların yapılmasına  karar verebilir. Güneş ışınlarının dik olduğu aylarda yapılmaz. (Nisan-Ağustos) Uygun zaman şubat ve eylüldür... Seanslardan sonra, hayatınıza lekesiz bir ciltle devam etmeniz için MUTLAKA gündüzleri 20 spf ve yukarısı bir güneş koruyucu kullanmanızı (yaz/kış) tavsiye ederim. Derinin soyulduğu durumlarda lekelenmelere açık olduğunu unutmayın! Evde uygulanması için toz poşetlerde satılanları da var. Doktorun yaptığıyla aynı değil!

Yağlı ve Karma ciltler için 50-30 Faktör Güneş Koruyucular Hangileri

Güneş ışınları deride yağlanmayı tetikler. Bu nedenle Mart ayından itibaren Ekim ayına kadar kullanmanız gerek. En önemlisi de bu kremleri gece uyumadan önce çok iyi temizlemeniz gerekir. İçerdikleri kimyasal filtrelerin yüzeyden  iyi temizlenmesi lazım. 2021 Güneş ürünleri videom için tıklayın.
  • Aknicare Sun SPF 30 PDD20
  • DDF Weightless Defense Oil-Free Hydrator UV Moisturizer SPF45
  • Organicum SPF 50+ Yüz ve Vücut Koruyucu Güneş Losyonu
  • Juice Beauty SPF 30 Oil-Free Moisturizer
  • Avene Emulsion SPF 50+ Avene Hydrance Optimale Legere Spf 20
  • MAC Prep + Prime Face Protect SPF 50 Bioderma photoderm AKN Mat spf 30 SVR Sebiaclear SPF 50 Cream
  • La Roche-Posay Anthelios AC Anti Brillance Fluid SPF30
  • Cosmed Yağlı/Akneli Ciltler İçin Yüksek Koruma SPF 50 Dr. Murad Oil-Free Sunscreen Broad Spectrum Güneş Koruyucu Yağsız Nemlendirici SPF 30 Vichy Capital Soleil Emulsion Dry Touch SPF 50 Hamilton Oil Free Sprey Spf 30+ Bionnex Preventiva Güneş Kremi Spf50
  • Dermasolar Oily & Sensitive Skin 30SPF
Boyalı saçlara organik şampuan uygun mudur? Evet uygundur :) Ancak minicik bir sorun var!  Alışana kadar azıcık mücadele edeceksiniz. Bitkisel "organik", gerçekten organik şampuanlar SLS içermez. Bu sağlığa zararlı kimyasal "ucuz" bir tuzdur ve köpürmeyi sağlar. Organik şampuanda yoktur! Şampuanı duruladığınızda boyalı saçlar keçeye dönüşür. Hemen saç kremi uygularsanız sorun yok. Ama o duygu bile insanı daraltıyor bir an... GERÇEK organik Bitki temelli şampuanda "köpürme" işlemi kimyasal tuzlarla (sls) yapılmaz.  O sebeple ,boyalı saçları GERÇEK organik bitkisel şampuanla yıkadığınızda, krem sürmeniz şarttır. Yoksa halı kıtır kıtır sert gibi saçlarınız olur :) Ha faydalı mıdır? Eveeet. Kafa derinizden kan dolaşımına katılan zehirlere mahkum değilsiniz! Kremleyin olsun bitsin.

Bikini bölgesinde kasıkların kenarlarında, ciltte kararma neden olur? Ne yapılabilir?

Sıkı lastikli, bacak birleşim yerini kesen slipler giymek, dar kot kesimlerinin kasıklarda yaptığı basınç ve sıkıştırma ve çok sıcak yapılan sir maalesef kasıklarda kararma yapan sebeplerden bazıları.  Kararmayla beraber deride aniden kalınlaşma da varsa kalıtımsal da olabilen "Anaktozis nigrikans" adı verilen rahatsızlık gelebilir. Ensülin düzeyinizle ilgili veya aşırı kilo almakla bağlantılandırılır. Sonuçta ben doktor değilim :) Ama bazı hormonal sorunlar, doğum kontrol hapları da buna sebep olabilir. Koltukaltı kararmalarının nasıl giderileceğini anlattığım videoma tıklayınız Eğer ağda veya giysi yüzünden olmuş kararmadan bahsediyorsak, Derinin rengini açabilmek için önce yukarıda saydığım"neden"leri ortadan kaldırmak gerek ki krem etki ederken bir yandan kararma da devam etmesin. Üç günde oluşmayan bu kararmanın 3 günde geçmesini de beklemeyin. Düzenli ürün kullanarak rengini açabilirsiniz. Bu yazımda detaylı bilgi var tıklayınız. Leke açıcı serumları sabah akşam lekeli yerlere sürün. İyice yedirin. Bu bölge çok ince bir deri olduğundan sert leke açıcı kremleri denemeye kalkmayın. Kıpkırmızı olur tahriş edersiniz. İkinci önerimse lütfen kasıkları kararmışlarsa, ağda sir vs ile almayın. Deriyi çekiştirmeden, kazımadan cımbızla alın. Biliyorum deliye pösteki saymak oluyor ama cildin sağlıklı yapısına dönmesi için katlanılır diye bakmanız gerek. Cımbızla aldıktan sonra ardından bepanten sürebilirsiniz. Yüz için olan leke açıcı maskeleri koltuk altına da uygulayabilirsiniz. Leke açıcı serumları sabah/akşam ve leke açıcı maskeleri bu bölgelere kullanabilirsiniz ancak kararmaya sebep olan işleri yapmaya devam ettiğiniz sürece koyulaşma devam eder.                                  Küs kaşlara serum ve badem yağı, hangisi iyi? sourcils5 Kaş serumu, hangisi iyi? Etken maddesi en fazla olanlar. Bırakınca eski haline döner mi? Evet.!! Neden? Takvim sürekli ilerliyor da ondan! Yaş alıyoruz! Bir bebeği sürekli tıka basa beslerseniz tombul olur, kendi haline bırakırsanız normale döner. Cevabı aşağıda: Bazılarımız kıllıyız... Bazılarımızın kılları "tüy" gibi, görünmüyor bile. Kimi ayda bir ağda yapar, kimi 10 günde bir Hepimizin hormonları, stres durumu, yaşadığı coğrafya, beslenme şekli, cinsel hayatı farklı. Salgılar ve genetik de herkeste farklı. Nasıl gözlerimiz yaş aldıkça daha net göremez ise, nasıl tırnaklarımız yaş aldıkça zayıflar ve kırılgan olursa,nasıl cildimiz kırışır ve sarkarsa kaş ve saçlar da yaş aldıkça azalır Bir kozmetik kullandığınız sürece onlara gençlik zamanındaki deriyi hediye edersiniz. Bırakınca eski haline elbet döner! Gençlik ebedi değildir ve insanoğlu ölümlüdür! :) Bunun üzerine kurulmuş milyar dolarlık bir endüstri var: Kıl yok etme ve kıl çıkarma endüstrisi... :) Derinin zayıf ve kuvvetli yerlerini genetik olarak atalarımızdan getiririz. Cilt ve cilt uzantılarının (kaş ve tırnak) zayıflamasının da 2 sebebi vardır 1- İrsi, yani anne babadan gelen DNA'lar kıl üretimi konusunda doğuştan incedir, azdır 2- Yaşla beraber, kılı kalınlaştıran hücreler yorulur, eskir ve daha az üretime geçerler. Yaşlanırız yani:) Bu sebeple o fonksiyon zayıf olur. Kılı iyi üretemeyen hücreye "bir kozmetik sürerek" onu tekrar gençlik zamanındaki güce taşırız. Kıl, güçlü ve kalın çıkmak için her türlü gereksinimi kozmetikten alır. Kökü deride sağlam tutunur. Sonra? Bıraktığımızda o da eski tembelliğine dönecektir. Yani hangi kozmetiği kullanırsanız kullanın, bıraktığınızda elbet eski haline dönecektir. Nasıl ki saçımızı 1 kere boyadıktan sonra saçımız o renkte sürekli çıkmıyor ise kırışık kremini de, kaşı besleyen serumu da bıraktığınızda, deri yine bıraktığınız yerden yaş almaya devam edecektir. Kârınız nedir? = Kılı "takviye ettiğiniz sürece" yaş almasına (incelmesine) izin vermiyorsunuzdur... Bırakınca normal olarak genetiğine dönecektir. Bunu kafanıza sokun! Kandırılmayın, reklamlara da kanmayın. Sadece badem yağı sürsem? Badem yağı da kılı besler ama sadece "yağ" ile besler. Sadece kılı değil derinin tamamını yağlandırdığından göz kapaklarınız hep şiş olur. Tıpkı bir bebeğe sürekli tereyağlı ekmek vererek tombul olması gibi! Tombul ve iri olmak "sağlıklı" olmak değildir ama? Kaş serumu mu alayım, tatlı badem yağı mı süreyim? Kaş/kirpik serumlarında: 1- hidrolize soya proteini vardır. Göz kapağını şişirmez ama besler. 2- Niacinamide (Vitamin B3) 3- Aminoasitler, peptidlerdolaylı olarak kılın kalınlığını artırır.Erken düşmesini engeller. 4- Ginkgo Biloba (Flavonoidiçerir bitkisel kökenli bir antioksidan.Serbest radikallerin vücutta oksideolmasını engeller.Yani yaşlanmaya sebep olanları frenler.Kan akışını artırdığıiçin kıl daha uzun süre deride tutunur) 5- Isırgan otu, su teresi,termiyetohumu özleri (Yapılarında Fosforlu,iyotlu,demirli tuzlar, Flavoniodiçeriği,Sabit yağ ve alkaloitler vardır), kıl bununla yapısını iyileştirir. 6- D-Pantenol Uzun süre dayananBİR nemlendiricidir, kılları zarar görmekten korur, kalınlaştırır, matlığını veparlaklığını düzeltir. 7- Biotin ise yağların enerjiyedönüşümünde rol alır.Kıymetli bir vitamindir.Kılın deride tutunmasını sağlar. 8- Tatlı badem yağı besleyici, onarıcı, koruyucu, yumuşatıcı ve nemlendirici özellikleri vardır Şimdi siz karar verin sadece "badem yağı" mı süreceksiniz, zengin içerikli bir kaş serumu mu? Kaş serumunu kullandığınız sürece kaşlarınız "gençlik zamanındaki deride" tutunuyor olacaklar:) Gür ve sağlıklı. Bıraktığınızda da yaşınıza ve yorulmuş haline elbet geri döneceklerdir. Kullandığınız süreyi hayattan çalmış oluyorsunuz. Cilt tabletleri ne işe yarar? Derinin kalitesini artırmak için üretilmiş haplar saç, tırnak ve cilt sağlığı için üretilir mikrobesin maddeleri içerir. Cilt hapları hücre bakımı ve yenilenmesi için gerekli vitamin ve mineralleri, hassas dokuları güneşin yaşlandırıcı etkilerinden ve sigara gibi diğer serbest radikallerden korumaya yardım eden antioksidan ajanları, güçlü antioksidan olan karotenoidler ve üzüm çekirdeği özü gibi bitki ekstrelerini içerir. Cilt tabletlerinde neler var? C Vitamini (askorbik asit) Kolajen oluşumunda önemli rolü olan bir antioksidan. Vitamin B kompleksi, Folik asit, Biotin, Pantotenik asit,L-Sistin, Likopen, Demir, Selenyum, Çinko, Krom, E, A ve C vitamini,Betakaroten, Üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidan ajanlar ile saçı,tırnakları ve cildi, serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı korur. Cildi nemlendirerek, esnek kalmasına yardımcı olur. Bu tip besin takviyeleri ile saçın, tırnakların ve cildin yapısını güçlendirir, saç, tırnak ve cildin temel yapı taşlarını koruyarak, sağlıklı ve güzel görünmelerini sağlar. Bu tabletler cildi içeriden nemlendirir, kremlerin etkisini ikiye katlar ve vücudun günlük vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılar. Diğer vitamin haplarıyla beraber alabilir miyim? Alabilirsin ama alma! İçinde tüm destek mineral ve vitamin olarak mevcut.  Başka günlük multivitamin kullanımına gerek yoktur. Hangi markadan cilt tabletleri var? (Denediklerimin yanına yorumlarımı yazdım) - Activar C-11 kapsül (Mükemmel! Güneşten koruyan kremin korumasını 6 kat artırıyor) - Solgar  Hyaluronic AcidTablets  (Solgar, 9 yıldır “en iyi besin takviyesi” ödülünü aldı) - Inneov Fermete Cilt Tableti - Evelle takviye edici tablet - İnneov Densite Saç BakımTableti - Murad Glucosamine & Amino Acid Complex 120 Tablet - Perfectil (Saç tırnak için denedim ve gayet iyisonuç aldım) - Imedeen (cildimde iki ay sonra gözle görülür bir sıkılık oluştu) - Murad Wet SuitGıda Takviyesi - PerriconeMD Omega 3 - GNC Triflex withHyaluronic Acid Tablet - PerriconeMD Alpha Lipoik asit - OHT Peptid 3 Skin Supplement Kuru ciltlere tereyağı sürülürse iyi gelir mi? minnie Aklınıza neden böyle bir soru gelir anlamakta zorlansam da yazayım! Öyle pis kokarsınız ve gözeneklerin içine kir o kadar çok yapışır ki sürdüğümüze pişman olursunuz! Bunun yerine kuru ciltler için üretilmiş, zengin yapıda kremler var. Kozmetik bunun için sanayii olmuş. Alın kullanın yahu! Tereyağındaki A vitamini dokuların sağlıklı yapılanması için süper bir takviye. Tamam. Serbest radikalleri nötralize der.Yani, dışarıdan gelen zararlı etkenlere karşı antioksidan özelliği ile tahribata karşı deriyi korur.Tamam. Göreceli olarak D vitamini de öyle.Tamam. Tereyağını sürün kuru cildiniz yumuşar! Tamam. Ama vücut ısısı ile birleştiğinde, yarım saate kalmaz içindeki protein ve asitler yüzünüzde öyle pis kokar ki, gidip yüzünüzü on kere sabunlarsınız çıkmaz o koku! Kuru deriyi sabunlamak da cildin intiharıdır! Sabun deriyi daha da kurutur ve alerjik kırmızı, hassas bir cildiniz olur! O zaman ne yapacaksınız demek ki?: te-re-ya-ğı  sür-me-ye-cek-si-niz... Onun bunun dediği, önerdiği her şeyi yüzünüze sürmeyeceksiniz! :) İçinde A vitamini olan bir sürü hazır kremler var. Deriyi yumuşatan besleyen nemlendiren bitki özleri de var. Tereyağını kahvaltıda ekmeğinize sürün. El kremi yüze sürülür mü?  Sürmeseniz iyi olur :) Neden? Çünkü yüzünüzün derisi ile ellerin derisi, kas yapısı, yağ dokusu, kemikleri vs farklı... Günde 10 kere yıkadığınız için elleriniz sürekli deterjan gibi sabun gibi kazıyıcılarla yıpranır. Koruma tabakası sürekli zedelenir .Yüzünüzü günde 2 kez yıkarsınız ellerinizi 10 kez..   Dolayısıyla ellerin ihtiyacı olan nem ve yağ, yüzü kaplayan derinin ihtiyacı ile aynı değil. Sürersem ne olur? Zamanla gözenekler genişler. Yağı fazla geleceğinden gözenek içinde kir ve tozun daha sıkı yapışmasına ve siyah nokta oluşturmasına sebep olabilir.

Yüze sabah akşam krem sürmek deriyi sarkıtır mı? Hayır!

Yüze sürekli krem kullanmak cildi sarkıtmaz. Tam tersine korunmasını krem desteklediği için deri daha uzun süre dış etkenlere dayanır, geç kırışır. Bu bir sallama efsanedir. Kim uydurdu bilmiyorum ama biyolojik olarak her gün yaş alan bir organa, eksilen her ne ise onu takviye ettiğiniz sürece ZAMANDAN çalarsınız! Yani hücre tembelleşirken, eskimemesi için etken madde taşıdığınız sürece hücreler tam tempo çalışmaya devam eder. Dolayısıyla cildiniz daha güzel ve diri olur. Dilerim internette " krem sürersem cildim alışır mı?" sorusunu soran herkes bu satırlara düşer de okur! Bıraktığınızda da artık takviye olmadığı için ESKİ TEMBEL tempolarına geridönerler. Yıpratmayı krem yapmaz. Yıpranmayı soğuk hava, güneş, rüzgar klima ve hava kirliliği yapar. Net! Krem sürmek, deriye destek koruma ve beslenme yapacağı için cildiniz DAHA GEÇ sarkar.

Yağlı saçlarla nasıl baş edilir?

The girl's hair fluttering in the wind flow Çabuk yağlanan saçların sebebi saç derisindeki yağ salgısının fazla olmasıdır.

Bu genetik de olabilir, dönemsel de olabilir, beslenmenize de bağlı olabilir, saçınızı temizlemek için kullandığınız kazıyıcı içerikli şampuandan dolayı da oluşabilir.

Peki, saç derisinde yağ salgısını neden artar? Hormonların hız kazandığı dönemlerde, hamilelikte, hormonal rahatsızlıklarda ve ergenlik döneminde hormonlar hızlı çalıştığından saçlı deride aşırı yağlanma olabilir. Aşırı baharatlı, dengesiz beslenmeniz ve stres durumunuz da yağ salgılarının artmasına sebep olabilir. Yağlı saç derisi, sağlıklı uzamasına, tutunmasına da yardım edemediğinden disiplinli ve doğru ürünlerle bakım yaptığınızda, saçınızın kalitesi de yoğunluğu da artacaktır. Saçları yağlı olanlar her gün yıkama ihtiyacı duyarlar. Ama burada biyolojik bir zorunluluk devreye girer: Ne kadar çok yıkarsanız saç derisi o kadar çabuk yağ üretmeye başlar. Bunun sebebi “yağ sökücü” şampuanla saç derisine müdahale ettiğinizde, kendini kazınmış, yok edilmiş hisseden sebum üretiminin artmasıdır… Ne kadar çok yıkarsan o kadar çabuk yağlanmasının sebebi budur. Doğru olan, gün aşırı yağlı saçlar için üretilmiş bir şampuanla çok ovuşturmadan yıkamaktır. Eğer her gün duş alıyorsanız her seferinde saçı şampuanlamak zorunda değilsiniz. Islatın çıkın. Haftada 1-2 saç derisindeki yağı arındırıcı saç maskeleri uygulayarak ve ağır kimyasal yıkama yapmayan organik içerikle köpüren ürünler kullanarak yağlı saç sorununu gayet iyi çözebilirsiniz. Unutmamanız gereken:
  • Saç üç günde bu hale gelmedi. Elbette ilk uygulamada ferahlamayı gözlemleyeceksiniz ama düzenli kullanımla, -bir ay gibi bir sürede- ancak salgıyı kontrol altına alabilirsiniz.
  • Lütfen kullandığınız saç boyalarındaki agresif açıcıların da saç derisini tahrik ettiğini unutmayın. Doğal içerikli yumuşak saç boyaları seçin.
  • Sprey veya jöle kullanırken saç derisine değil, saç tellerine uygulayacağınızı hatırlayın.
Yağlı saçlara içerikler Kil, ardıç, limon, katran, yeşil çay, ısırgan otu, biberiye, adaçayı, lavanta içeren ürünlerle yağlı saçların salgı sorunu baskılanır. Yağ salgısı normale döndükçe saç derisi nefes almaya, saçlar daha sağlıklı duruş kazanmaya başlar. Bakımda nelere dikkat edeceksiniz?
  • Şampuan sert, kazıyıcı içerikli olmamalı
  • Aşırı masaj yok. Yavaşça köpürtüp parmaklarla kafa derisini değil “saç tellerini” köpürterek yıkayın
  • Saç kremini kafa derisine sürmeden, sadece saçların ortasından uçlarına uygulayarak yıkayın.
  • Yağlı saçlar için üretilmiş saç kremleri kullanın
  • Haftada bir iki kez saç derisini rahatlatan killi saç maskelerinden uygulayın.
  • Sakın sıcak fönle saçı kurutmayın. Yağ salgılarını tetikler.
  • Tonikler saç derisinin bakımı için etkin ürünlerdir. Aksatmadan kullanımı yüz güldürücü sonuçlar verir.
  • Kuaförümüz, keratin bakım yaptıranların saç derisindeki yağ salgısının dengelendiğini gözlemlediğini söylüyor. .
 Yağlı, kepekli, kızarık, kuru ve kaşıntılı saç derisine ne yapılır?
  1. “Hem yağlı hem kepekli” saçlar için de aynı bakım geçerlidir. Seçeceğiniz şampuanın ağır kimyasallar, sökücü maddeler değil, saç derisini yatıştırıcı ve yağ salgısını dengeleyici bitkisel içerik taşımasına dikkat edin. Kepekten arındırıcı saç maskeleriyle saç derisini sakinleştirin.
  2. “Saçlarınız yağlı hem de saç diplerinde kaşıntı ve kepeklenme varsa” nedeni, genetik rahatsızlıklar, egzama, sedef, mikrobik hastalıklar yahut saçlı deri mantarları da olabilir. Bir dermatologa görünmekten sakınmayın. Bu tip sorunlarda saç kaybı da hızlanır ve sonradan üzülürsünüz. Teşhis konularak ürün seçilmelidir.
  3. “Saçlarınız hem yağlı, hem kepekli, hem saç derisinde kızarıklıklar varsa” alerjik bir reaksiyon, egzama veya mikrobik durumda ortaya çıkan bir yangı söz konusudur. Trikoloji uzmanına ve dermatologa görünmeden seçimler yapmayın.
Saç boyaları sprey jöle seçerken alerjen özelliği olmayan ürünler seçmelisiniz. Hayatınızdan “kimyasalları” ve “stresi” çıkarmak için elinizden ne gelirse yapın! Mutlaka yarı yarıya sorun azalacaktır. Önemli not: Organik şampuanlar kimyasal tuz içermediğinden köpürme işlemini doğal tohum ve bitkilerle yapar. Bu sebeple çok bol köpük olmayacağını bilin. Köpüğün az olması “temizlemediği” anlamını taşımaz. Kimyasal tuz olmayınca, saçlar organik şampuandan sonra sert kalır. Bu sebeple mutlaka saç kremi kullanılmalıdır. Saç kreminden sonra yumuşacık saç telleri oluşacaktır. Meraklanmayın. Sağlıklı temizleme budur.

Yüzümde tüylenme var

Büyük ihtimalle hormonal bir sorununuz var ve haberiniz yok! Kıllar genetik olarak “sert” yahut “cılız” olurlar.  Anne babanızdan aldığınız genlerdir. Ama aniden yüzünüzde, göğüs ortasında belinizde kıllar sertleşmeye başladıysa hormonal bir durumdur. Doğum kontrol hapı kullanmak/bırakmak, polikistik over rahatsızlığı, hormonal takviyeler, uzun süreli bazı ilaçların kullanımı, ani şoklar, aşırı stres gibi durumlar da hormonları tetikler. İstediğiniz kadar  yolun, ağda yapın, sir yapın, tüy azaltıcı serumlar kullanın; içeriden fışkıran bir şeyi dışarıdan yok edemezsiniz. Ne yapmalı derseniz bir endokrinologa görünün. Kan tahlilinde östrojen/testosteron seviyelerine bakarak durumu size izah edecektir. Belki de yıllardır didiştiğiniz sorun doktorun vereceği bir hapla kökünden çözülecek! Kıllanma sebeplerini anlattığım videom burada

Cildini  beslemek için Bepanthen merhem sürenler

İnternette çok yanlış bir bilgi olarak dağılan şu BEPANTHEN merhem konusunu yazayım... (Üzerinde “cilt kremi” yazan Bepanthol değil burada bahsettiğim) Bepanthen bir eczadır. Parfümeride değil eczanede satılır. Kozmetik değildir. Çoğu hanımın bunu nemlendirici, besleyici (!) olarak kullanarak hata yaptığını düşünüyorum. Sebebine gelince: Yüksek oranda onarıcı E-A vitaminleri ve bazı besleyici yağlarla bu krem "ACİL DURUMLARDA HASARI ONARMAK" için kullanılacak “ sikatrizan” bir ecza ürünü haline getirilmiştir. Kozmetik değildir. Uzun süreli kullanımda yüzde kıllanma yapabilir. Gün içinde, yağlı yapısı sebebiyle gözeneklerin içinde günün tozu kiri yapışır, yağlı doku kir ve tozla birleşerek siyah noktalara sebep olabilir. Bu yüzden, nemlendirici olarak kullanılmayacak kadar yağlıdır. Gündüzleri bu kadar yağlı pomadlar değil, kozmetik yapısı inceltilmiş hem besleyen hem nem yükleyen cilt tipinize uygun kremler kullanın. Hem her gün deriyi onaran bir ilaç kullanmak, cildinizin "kendini yenileme kabiliyetini" tembelleştirebilir. Tıpkı bir çocuğun her gün ayakkabılarını siz bağlarsanız asla bağlamayı öğrenmeyeceği gibi… Ben taraftar değilim ama siz bilirsiniz. Neden bu pomadın parfümeri raflarında değil eczanelerde satıldığını da unutmayalım. Bepanthen merhem "gibi" onaran destek yenileme kremleri kozmetiklerde de vardır. Cildinizin yağ salgısına göre formüllenir ve sunulur.

Pişik kremini nemlendirici olarak kullanabilir miyim?

Hayır! Pişik kremlerinde, derinin acil onarımına yardımcı olan, koruyucu tabaka oluşturan çinko oksit  yoğun miktarda (%40 gibi) kullanılır. Çünkü deri alarm halindedir ve çabucak bir onarım gerekir. Sürekli acil durumda bir cildiniz varsa doktora gidin!! Pişik kremini sürekli kullanmak cildinizin “ACİL” kavramını yok eder! Pişik acı verir! Ve bebek acıyan derinin üzerine günde en az 3-4 kez daha çiş yapar. İdrardaki asitler bu acımayı daha da artırır. Bu sebeple çok acil onarılması gereken bir cilt vardır. Bu sebeple pişik kremleri sadece acil durumlarda derinin “onarılması” için kullanılmalıdır. Lesitin soya fasulyesi veya yumurta sarısından elde edilir ve kullandığınız pişik kremlerinde genelde "fosfatidilkolin" adıyla veya PPC (soya lesitini) olarak içerikte görürsünüz. Hem ilaç hem kozmetikte süspansiyon veya emülsiyon üretiminde emülgatör olarak (çeşitli maddelerin birbirine karışımını sağlama amaçlı) kullanılır. Pişik kreminin iyileştirme etkisine, hücre güçlenmesine destek verecek maddelerden sadece biri bu! Çikolatada da var :)  Pişik kreminin kalitesiyle alakası yok. "Lecithin" ve "Hydrogenated Lecithin" adıyla birçok kozmetik içinde lesitini  görebilirsiniz. İlla ki pişik kremine ait bir durum değil. Hasar görmüş ciltlerin yumuşaklığına tekrar kavuşması için formüle konulur. Neyse… Kıssadan hisse, lesitin var diye pişik kremine tutulmanızın gereği yok. Gidin cilt tipinize göre üretilmiş besleyici veya onarıcı kozmetik alın. İLAÇ değil. İlaçları kozmetik yerine kullanmayın.

Zeytinyağını cildime sürsem?

zyagi Hayır! Doğal ürünlerin doğada bulundukları halde yüze uygulanması cildin salgılarına ve asit yapısına uygun olmayabiliyor. Kozmetik sanayi de eczacılık da bu sebeple var. Bir gül yaprağını ezip yüzünüze sürmekle (!) damıtıldıktan sonra çıkan suyu kullanmak arasındaki dağlarca fiziksel ve kimyasal farkı anlamanız gerekiyor. Mesela her zeytinyağının asit derecesi yüzün pH'ı için uygun değildir. Saf olarak sürdüğünüzde zamanla gözenekler açılır ve göz altına fazla yağlı geleceğinden göz çevresinde lipom dediğimiz yağ bezelerinin oluşmasına sebep olur. Zeytinyağıyla göz makyajının silinebileceğini söyleyen hanımlar da var. Sakın! Çünkü; 1- Bu yağ göz çevresine fazla ağır (iri moleküllü) geleceğinden sabah şiş gözlerle uyanırsınız. 2- Yağın asidi kirpik diplerine fazla geleceğinden zamanla kaşıntı olabilir... Evet, zeytinyağı besleyici ve yağ asitleri olarak mineraller olarak zengin bir besin ama SİNDİRİM SİSTEMİNİZ için. Elbette zengin, elbette besleyici elbette vitamin dolu. Ama... Yüze sürdüğünüzde gözenek açılması, saça sürdüğünüzde çok hoş olmayan bir koku ve istenmeyen ağırlıkta bir yağlanma olacağından LÜTFEN çok rica ediyorum, zeytinyağının deri tarafından doğru faydalanabileceğimiz hale getirilmişini tercih edin. Yani kozmetikteki hali! Saf sürmeyin. Kaldı ki SAF zeytinyağını nasıl anlayacaksınız? Yağın (oleik asidin) kimyasal veya ısıl işlemden geçmemiş olduğunu nasıl biliyorsunuz? İçinde çözücü maddeler (solvent) olup olmadığını nasıl bileceksiniz? Zeytinyağları, yüksek basınç altında ısıl işlemden geçirilip, kimyasal yapıları değiştiriliyor. Sizin SIZMA diye aldığınız yağ asit derecesi kimyasal olarak oynanmış bir yağ olabiliyor. Zeytinyağı kozmetiklerde kullanılacağı zaman özel işlemlerden geçirilerek ONUN SADECE İYİ ÖZELLİKLERİNDEN yararlanabilmemiz için formüle edilir. Kozmetik sanayi bunun için vardır. Evde elde edilen karışımlar deri tarafından her zaman emilemez.

Saçlara zeytinyağı sürmek besler mi?

Evet. Besler. Saç derisine kaliteli zeytinyağı ile maske yapmak süper! İçine yumurta sarısı, bal, limon filan da koyun. Deri faydalanacaktır. Saçta en az 3 saat bekletmeniz gerek emilmesi için. Bu sürede iğrenç bir kokuyu da sineye çekin. Bir şey olmaz. Ha, bunu haftada 2 kez yapmanız saçlara gerekli miktarda besin takviyesi yapacaktır. Ara sıra ayda yılda bir olmaz! Gelelim yıkanmasına: Bir kerede “bol ve tek şampuanla” yıkamanız gerek! Koku filan gitsin, yağ çıksın diye 2 kez şampuan yaparsanız saç derisinin faydalandığı tüm içeriği atarsınız. Sıfıra sıfır elde var sıfır! Kıssadan hisse: İçinde yine zeytinyağının iyi tüm özellikleri olan, (E, D ve A vitaminleri) ama koku yapmayacak şekle getirilmiş protein ve keratin yükleyen saç maskelerinden alsanız daha iyi edersiniz. Doğal bir şey yapacağım diye debelenmenin de alemi yok. Organik sertifikalı ürünler zaten sizin için “doğalını” yapıp seçenek olarak sunuyor. İllaki zararlı kimyasal olmak zorunda da değil.

Tüplerin dibindeki siyah veya yeşil işaretler içeriğini belirler mi? Kocaman bir yalan!

tuup Krem tüplerin arka yüzünde mavi, yeşil, siyah ve kırmızı çizgilerin anlamı varmış! Yok! Yeşiller doğal içerikmiş, siyah ise %100 kimyasal! Yuh! Bu uyduruk olay, internette kozmetikten zırnık anlamayan birkaç aklı evvelin uydurduğu, sonra çığ gibi yayılan, başından sonuna kadar yalan bir bilgidir. tup 3 tup 2 Tüplerin sonundaki bu renkli işaretler tamamen otomatik baskıda sensörlerin algılayıp ambalajın sınırını belirleyip ,kesme işlemi yapıldığında kalan izlerdir. Tüpte mavi yazı varsa, mavi bitiş olur. Kırmızı varsa kırmızı, siyah varsa siyah, yeşil varsa tüp sonu yeşil renkli kesiklerle olur. Sensörün rengi algılamasına göre kesme noktasında bu renkler oluşur ve ürün içeriği ile hiçbir alakası yoktur. Siz siz olun internette kendine kozmetik profesörü (!) blogu açan her insana inanmayın. Detaylı bilgi için lütfen bu videoyu izleyin: Bu linkteki yazıya da göz atın:

Sağlık Bakanlığı'nın da uyarısı var bu yalan haber için:

Son günlerde sosyal medyada sıkça rastlanan satın aldığınız diş macunu, şampuan, krem vs. tüp içinde sunulan ürünlerin arka yüzlerinde yer alan koyu renkli kareciklerin tüp içindeki ürünün ne oranda kimyasallardan oluştuğunu belirttiğini söyleyen asılsız bir yazı yayınlanmaktadır. Sosyal medyada dolaşan bu yazı hakkında tarafımıza sıkça sorular sorulması üzerine aşağıdaki açıklayıcı yazıyı yazma gereği duyduk.
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki tüp ambalaj üreticileri sadece ambalaj üretimini gerçekleştiren firmalardır yani ambalaj içerisine konulacak ürünlerle hiçbir ilgisi yoktur, bu sebepten iç ürünün kimyasal özelliklerini bilmesi ya da bu ürünle ilgili bilgi vermesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ambalaj üreticileri müşterileri tarafından yollanan grafik tasarımlarını belirtilen gramajdaki tüpler üzerine uygulayarak teslim eder.
Gelelim konuya mevzu olan kareciklerin tüplerin üzerinde bulunma sebeplerine; Tüp ambalajlar üretiminin başlangıcından sonuna gelene kadar otomasyon şeklinde üretim yapılarak hazırlanır bu sebepten üretim aşamasının bazı noktalarında otomasyon sistemlerinin algılayabileceği işaretlerden faydalanılması gerekir, bahsi geçen karecikler tüp üzerine grafik baskı tasarımı uygulanması sırasında basılır bu aşamadan sonra tüpler kapakları takılması için kapaklama makinesine iletilir burada müşterilerin ürününe uygun olarak talep ettiği standart ya da snap on (açma yönü sürekli ön kısma gelen tik tak kapaklar) uygulanır. Snap on kapak uygulamalarında otomasyon sisteminde bulunan optik gözlerin tüp üzerine basılan bu karecikleri görmeleri sayesinde uygun pozisyonlamaları yapılarak kapak doğru yönünde takılır. Ayrıca bu gözler tüp içerisine ürün dolumu yapılması esnasında da kullanılır, otomatik dolum makinelerine yerleştirilen tüplerin dolum ve kapatılması anında optik gözler sayesinde uygun pozisyonlama yapılarak baskısı yapılmış olan ambalajın ön yüz ve arka yüzünün belirlenerek tüpün düzgün kapatılmasını (yazı ve logonun okunabilir şekilde ortalı kapatılmasını) sağlarlar. Bu kareciklerinin renklerinin farklılık gösterme sebepleri ise otomasyon sisteminde kullanılan optik gözlerin yüksek hızda çalışma esnasında en rahat birbirine zıt olan iki rengi algılayabilmesidir. (Beyaz üzerinde siyah gibi bu sebeple siyah gibi koyu renkler daha fazla kullanılır) Başka bir konu ise maliyettir, tüp üreticileri tedarik edilecek tüpün fiyatlarını belirlerlerken ambalaj gramajı, grafik baskı renk sayısı, kapak seçenekleri, adet gibi kriterleri göze alarak fiyatlandırma çalışmaları yapar bu sebepten optik gözlerin okuyacağı karecikleri basarken maliyeti arttırmamak adına bazen grafik tasarımında bulunan renklerden faydalanarak bu karecikleri basarlar.
Kısaca yukarıda açıklaması yapılmış olan sebeplerden dolayı günümüz otomasyon sistemininden faydalanılmak için kullanılan bu masum kareciklere insan sağlığını etkileyebilecek anlamları ifade ettiğini söylemek cahil bir aklın bilgisinden fazlası olamaz. Kaldı ki Sağlık Bakanlığı Kozmetik Yönetmeliği’nde bu tarz ürün ve ambalajlarla ilgili ürün üzerinde ya da ekinde neler olması gerektiğini çok net açıklamıştır. Arzu edenler aşağıdaki linkten bu bilgilere ulaşabilirler. LİNKE TIKLAYIN.

Bebek şampuanıyla göz makyajını çıkarabilir miyiz (!)

Hayır! Ne yüzü temizlemek ne göz makyajını ne saçlarınızı bebe şampuanıyla yıkamak sizin için DAHA İYİ değildir! Eğer bebe şampuanıyla göz makyajınızı çıkarırsanız kirpikleriniz birkaç aya dökülmeye başlar. Yapısı “asit” olan bu şampuanlar, kirpiklerin beslenip büyüyeceği ortamı kurutur. (Mesela Johnson bebe şampuanı pH 6 dır. Bu onu asidik yapar. Yani bu, çözeltide hidroksit iyonlarından daha fazla hidrojen iyonu olduğu anlamına gelir. ) Zamanla kirpik diplerinde kepeklenme başlar ve kirpikleriniz zayıflar. Bir kirpiğin “eskiyip, dökülme” ve yerine yeni kirpiğin gelmesi 3 aylık bir döngüdür. İnanmıyorsanız 3 ay boyunca göz makyajınızı bebe şampuanıyla çıkarın ve izleyin. Bir bebek cildi ile sizinki arasında dağlarca yapı farkı vardır. Bebeklerin yüzeysel koruma tabakası iyi gelişmediği için onlar için “özel” ürünler yapılır. Mesela sizin cildiniz bir kremi 20 dakikada emiyorsa bir bebekte aynı krem 5 dakikada emilir. Çünkü ciltten emilimleri sizden yüksektir. Sizin deri (pH) asit/baz dereceniz 5,5 civarıdır, bebeklerin 6,7 civarı… Şunu iyi idrak etmeliyiz. Bebekler için olan ürünleri erişkinler kullanmamalı (Firma özel ph ile ürettiği ürünleri zaten "büyükler & bebekler" e diye belirtir.) Kalkıp “daha temiz üretildi” (!) sanarak ısrarla bebek ürünü kullanırsanız, cildiniz gitgide kuruyacak ve hassaslaşacaktır. Sebebi bu pH’ın farklı olmasıdır. Artık erişkinsiniz, bebek değilsiniz... Erişkin cilt yapınız var. Soğuğa, rüzgâra, güneşe kimyasallara karşı deriniz bağışıklık kazandı. Oysa siz bebekken en ufak bir hava değişiminde yanaklarınız sızlar, kıpkırmızı olurdu. Ilık suyla bile yıkansanız pespembe olurdunuz.  Kanınızın, idrarınızın, derinizin hepsinin ideal bir pH derecesi vardır. Bu asit/baz dengesinin bozulması kronik yorgunluk, aseton gibi kokan ağız, halsizlik, baş ağrısı, sinirlilik hallerinin sebebi olabilir. Kanda pH’ın düşmesi sebebiyle damar sorunları ve hücre yenilenmesi sorunları ortaya çıkar. Yani kısacası: pH önemlidir! Yüz derisi ve göz etrafındaki deri kalınlık bakımından da farklı olduğu için, özellikle göz bölgesi için temizleyiciler “özel” formülle yapılır. Bunlar, kırıştırmadan, kurutmadan, nazikçe makyajı söken kozmetiklerdir. Gözün kendi pH’ı 7,5 olduğu için bazı temizleme ürünlerin gözü yakması normal. Bu, temizleyicinin kötü olduğunu göstermez. Göz içine hiçbir temizleyiciyi kaçırmamanız gerekiyor… Aynı konuyu bebekler için güneş kremi kullanırken de hatırlayınız. Bebek ürünleri sizin için üretilmemiştir.