Ben Muazzez. Adım kadar kıymetli bir insan olmak için Hz.insan kalmak için 64 yılımı ekmek kırıntıları gibi karanlık ormanda yerlere serpiştirdim. Gerçekten iyi bir insan ay ışığında görüp takip eder beni bulur umuduyla. Oysaki annem üvey değildi. Babam da beni ormana bırakıp kaçmamıştı.

Kırılmaktan yoruldum. Aşağılanmaktan, yanlış anlaşılmaktan, ederimin ufalanmasından…
Beraber iyi vakit geçirmek, hayat kitabına birbirimizden öğrendiğimiz paragraflar ilave edebilmek için yanına koşarak geliyordum. Sevinçle. Hiçbir şey beklemeden.
Güzel filmler seyretmek, üstüne konuşmak, bir bardak rakının keyfini gözlerimize bakarak çıkartmak, gülmek, kahkahalar atmak, sarılıp uyumak dışında istediğim hiçbir şey yoktu.
Belki yaralarının iyileşmesine faydam olursa diye ne çok çabaladım. Kalben. Zül kabul etmeden. Kendinin kıymetli olduğunu sana anlatmak için bildiğim her ışığı önüne sermekten çekinmedim. İyileştikçe mutlu oldum. İyileştin mi?

Çamaşırları zevkle astım, öperek yerleştirdim çekmecelere. Yatağı toplarken mutlu bir şarkı çaldım içimden. Salonu toplarken koşuyordum. Bir an önce layık olduğun düzenli ve temiz bir evde yaşamana katkım olsun diye. Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Heybeme koydum. Sadece bunları saklayacağım.

Otoyolda elini tuttuğu öksüz çocukla karşıya geçerken otobüs altında kalan Android kadının suçunu içimde hissederek, oyun arkadaşı, bir ekip olduğumuzu sanıyordum. Beraber o yolu geçebilirdik. Geçemedik. Başa sarıp o sahneyi baştan ve tekrar baştan denemekte hiçbir fayda yok…
Zaman geri sarılmıyor.
Söylenen söz ağızdan çıktı mı geri alınmıyor. Kırılan kalp yeniden yapıştırılsa bile ortada hep o dikiş izi kalıyor. Ben kötü biri değilim. Bunu sana ispatlamakla geçirebilecek bir 22 yılım daha yok. Yarın ne getirir bilmiyorum Ve kalbim ağrıyarak yaşamaktan çok yoruldum.

O otoyolda artık kendin karşı karşıya geçeceksin. Sigara içme. O seni sen olmaktan çıkartıyor. Kimsenin elini tutmasına da ihtiyacın yok biliyorum. Yine da sağa sola bak. Kimse seni incitmesin.

Uranüs 10 dakika sonra hepimizin hayatını değiştirmek için gelecek. Ne komik değil mi yolumuzu çakıştıran da oydu zaten. Marjinaldik. Evet. Ama zaten biz kendimiz birer marjinaldik. Her seferinde hayal kurmaktan yorulmadım. İyiyi umdum. Olmadı.

Ben kabullenmeyi öğrenmiş bir insanım. Üstüme boşalttığın bir kova çamuru gidip gözyaşlarımla yıkayacağım. Eski Muazzez olmak için hakaretini unutacağım.
Dilerim başka bir kadına bunu yapmazsın. Çünkü bazı özürler kelimenin anlamını aktaramıyor. O yüzden özür de dileme. Ne isen o ol.   Çok güzel günlerimiz de oldu. İyi ki oldu. Birbirimizi yazdıklarında değil, kahkahalarımızla hatırlamayı dilerim sadece. Sakın bana düşman olma. Hakkım helal olsun der giderim. Kin gütmem ben.
Yolun açık ve zedesiz, başarıların bol alkışların daim olsun. Dert yüzü görme.
Ömrünün bundan sonrası sorunsuz olsun. Neşe dolu olsun. Hayatın çiçek bahçesi olsun. Kadınları üzme.                                         

                                                                                            08.11.22 saat 19:10
Not: 12 Eylül 2022’de not defterime unutmayayım diye bir satır yazmışım. Hep her gözünden iki kez öperdim ya. Demişim ki: “Bir tane öpücük borcum var sağ gözüne…” Öptüm farz et. Borcum kalmasın.